Adana merkezli Sunar NP, mısır nişastasından ürettiği biyoplastik ham maddelerle plastik kirliliğine çevreci bir çözüm sunuyor. Bitki bazlı biyopolimerlerden üretilen ürünler, EN 13432 standardına uygun olarak 180 gün içinde doğada tamamen biyolojik olarak çözünüyor ve mikroplastik oluşumuna yol açmıyor. Bu ürünler, çözündükten sonra doğal gübreye dönüşebiliyor.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Çevre Yönetimi Genel Müdürü Fatih Turan'ın yaptığı açıklamalar, biyobozunur plastikler için önemli bir dönüm noktasına işaret ediyor. Turan, yönetmelik taslağında biyobozunur plastiklerin petrol bazlı ve oksobozunur plastiklerden ayrı değerlendirilerek muaf tutulmasının planlandığını belirtti. Bu yaklaşım, "her plastik aynı değildir" anlayışının mevzuata yansıması olarak değerlendiriliyor.
Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO'su Mustafa Nuri Çomu, Bakanlığın yaklaşımını desteklediklerini ifade ederek, "Biyobozunur alternatiflerle tek kullanımlık plastiklerin aynı yönetmeliğe tabi olmaması son derece kritik. Tüm plastiklerin aynı olmadığı gerçeği doğrultusunda biyobozunur plastiklerin diğerlerinden ayrı tutulması gerekiyor" dedi. Çomu, oksobozunur plastiklerin aksine biyoplastiklerin mikroplastik oluşturmadığını vurguladı.
Mustafa Nuri Çomu, biyoplastik çalışmalarının temellerinin yaklaşık 15 yıl önce atıldığını belirtti. 2012-2013 yıllarında AR-GE yöneticisi ile yaptığı görüşmede "bu ürünün geleceği var, yatırım yapmalıyız" fikrinin ortaya çıktığını söyleyen Çomu, sonrasında yaklaşık 4-5 yıl boyunca tesislerde sadece bu ürünlerin kombinasyonları üzerine çalıştıklarını anlattı.
Biyopolimerlerin birçok sektörde kullanılabildiğini ifade eden Çomu, "Termoplastik nişasta içeren hammaddelerle tek kullanımlık poşetler, kargo poşetleri, çöp torbaları, çatal-kaşık, pipetler, ambalaj malzemeleri, tarım örtü filmleri ve 3D yazıcı filamentleri üretilebiliyor" açıklamasını yaptı. Ürünler, plastik içindeki biyolojik oranı artırarak çevresel etkiyi azaltıyor.
Türkiye'de nişasta bazlı biyoplastik ham maddesini ham maddeden başlayarak üreten tek entegre üretici olduklarını vurgulayan Çomu, üretimin ağırlıklı olarak ihracata yönelik olduğunu söyledi. Avrupa, Çin, Uzak Doğu ve Güney Amerika'da bu ürünlerin regülasyonlarla desteklendiğini, devletlerin petrol bazlı plastikleri yasaklayarak veya ek ücretler getirerek biyoplastik kullanımını teşvik ettiğini belirtti.
Mustafa Nuri Çomu, Türkiye'de benzer teşvik mekanizmalarının devreye alınması halinde biyoplastik kullanımının hızla yaygınlaşabileceğini ifade etti. Birçok zincir marketin bu ürünleri kullanmaya hazır olduğunu söyleyen Çomu, "Eğer bu yönde bir politika uygulanırsa birçok zincir market bu ürünleri kullanmaya hazır. Biz de bu konuda üretimlerimizi sürdürüyoruz. 2020 yılından bu yana Avrupa'da da birçok iş ve sürdürülebilirlik ödülü aldık" dedi.
Çomu, Türkiye'nin iklim politikaları açısından önemli bir döneme girdiğini belirterek, "Türkiye'nin COP31 yılı olması nedeniyle çevre ve sürdürülebilirlik alanında atılacak adımlar uluslararası ölçekte de büyük önem taşıyor. Biyobozunur ve bitki bazlı ürünlerin teşvik edilmesiyle Türkiye bu alanda öncü ülkelerden biri olabilir" diye konuştu.