Mersin Büyükşehir Belediyesi bünyesindeki Mersin'e Değer Katanlar Kurulu (MEDEKA) ve Tarsus'a Değer Katanlar Kurulu (TADEKA), kentin kültür, sanat ve sosyal projelerinin planlanmasına katkı sunuyor. Bu kurullar, kentin kültürel birikimini geliştirmek, kentsel belleği güçlendirmek ve kente değer katan üretimleri desteklemek amacıyla oluşturuldu.
Farklı disiplinlerden uzmanların yer aldığı kurullarda sanatçılar, akademisyenler, sivil toplum kuruluşları temsilcileri, meslek odaları ve gönüllü kent paydaşları bulunuyor. Bu yapı, kültürel ve sosyal çalışmaların daha geniş bir katılımla ve ortak akıl doğrultusunda planlanmasını sağlıyor.
MEDEKA bünyesinde Edebiyat, Turizm-Arkeoloji-Spor, Plastik Sanatlar, Fotoğraf, Sinema gibi 9 farklı kurulda toplam 171 gönüllü görev alıyor. TADEKA bünyesinde ise Turizm ve Gastronomi, Plastik Sanatlar, Müzik ve Sahne Sanatları gibi 8 kurulda 91 gönüllü çalışıyor.
Kurulların çalışmaları kapsamında ulusal ve uluslararası festivaller, edebiyat atölyeleri, ödül programları, sergiler, sempozyumlar ve sözlü tarih projeleri hayata geçiriliyor. Sinema ve oluşturucu endüstriler alanındaki projelerle de kentin kültürel hafızası güçlendiriliyor.
Mersin Büyükşehir Belediyesi Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığı'na bağlı Kent Katılımı ve Sivil Toplumla İlişkiler Şube Müdürü Başar Akça, MEDEKA ve TADEKA'nın katılımcı demokrasiyi güçlendiren özgün bir model olduğunu belirtti. Akça, "Bu yapı, belediye ve vatandaş ilişkisini tek yönlü hizmet anlayışından çıkararak, kentin potansiyelinin kolektif biçimde yönetilmesini amaçlıyor. Karar süreçlerinde sivil katılımı kurumsallaştıran bir modeldir" dedi.
Akça, kurulların klasik danışma kurullarından farklı olarak proje üreten, politika öneren ve gönüllü kent aklı oluşturan aktif bir yapıya sahip olduğunu vurguladı. Bu faaliyetlerle üretilen katma değerlerin, festivallerden atölyelere, sergilerden sözlü tarih çalışmalarına kadar birçok etkinliğe dönüştüğünü ifade etti.
MEDEKA ve TADEKA modeli sayesinde Büyükşehir Belediyesi'nin yalnızca hizmet sunan değil, kültürel yönetimi kolaylaştıran ve kent kimliğini ortak akılla inşa eden bir yapıya dönüştüğü kaydedildi. Bu model, sürdürülebilir katılım mekanizması oluşturması ve gönüllülük temelli kent yönetişimini kurumsallaştırması nedeniyle ülkede örnek gösterilen yerel katılım uygulamaları arasında değerlendiriliyor.