Son yıllarda dünya genelinde yeniden yükselişe geçen kızamık vakaları, çocuklar için ciddi bir halk sağlığı tehdidi oluşturuyor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ferunda Demir, aşı karşıtlığının artması ve çocukların aşılanmamasının bu ölümcül riskleri beraberinde getirdiğini belirterek, korunmanın tek yolunun aşı olduğunu vurguladı.
Kızamığın, rubeola virüsünün neden olduğu, döküntülerle seyreden ve salgınlar şeklinde yayılabilen bir hastalık olduğunu belirten Uzm. Dr. Ferunda Demir, virüsün özellikle kış sonu ve ilkbahar başında etkili olduğunu ifade etti. Hastalık, öksürme, hapşırma ve fiziksel temasla damlacık yoluyla bulaşıyor. Virüsün havada bir saat kadar asılı kalabilmesi, hasta bir çocuğun bulunduğu ortamdan ayrılmasından sonra bile bulaş riskini devam ettiriyor.
Hastalığın kuluçka süresi 10-14 gün sürüyor ve ardından 40 dereceye varan yüksek ateş, öksürük, burun akıntısı, halsizlik ve gözlerde kızarma gibi belirtiler ortaya çıkıyor. Tanıda ayırt edici bir bulgu olan, ağız içindeki gri renkli koplik lekelerinden sonra, genellikle 4. veya 5. günde kulak arkası ve boyundan başlayan kırmızı-kahverengi döküntüler tüm vücuda yayılıyor. Bu döküntüler birkaç gün sonra solarak soyuluyor.
Uzm. Dr. Demir, kızamığın sadece ateş ve döküntüyle sınırlı olmadığını, menenjit, orta kulak enfeksiyonu ve zatürre gibi ağır komplikasyonlara yol açabildiğini vurguladı. Bu durumlar, hastanede yatış gerektirebilecek kadar ciddi seyredebiliyor.
Hastalığın en korkulan yanı, iyileştikten sonra bile devam eden riski. Uzm. Dr. Ferunda Demir, kızamık virüsünün hastalık atlatıldıktan 2-3 yıl sonra bile Subakut Sklerozan Panensefalit (SSPE) adı verilen, beyin hasarına ve ölüme yol açabilen bir tabloya neden olabildiğine dikkat çekti. Bu nedenle kızamık asla hafife alınmamalı.
Son yıllarda kızamık vakalarındaki artışın en önemli nedenlerinden biri aşı karşıtlığı. Uzm. Dr. Demir, çocukların aşılanmamasının toplumu bu ölümcül risklerle karşı karşıya bıraktığını ifade etti. Türkiye'deki aşı takviminde kızamık aşısı 12. ay ve 4. yaşta olmak üzere iki doz halinde uygulanıyor. Salgın artışları nedeniyle 9. ayda ek bir doz da öneriliyor.
Uzm. Dr. Ferunda Demir, aşının kızamığa karşı en etkili korunma yöntemi olduğunu belirtti. İlk doz aşıdan sonra koruyuculuk oranı yüzde 93'e, ikinci dozdan sonra ise yüzde 97'nin üzerine çıkıyor. Görülen vakaların çoğunun aşısız çocuklar olduğunu vurgulayan Demir, tüm çocukların aşılarının zamanında yapılmasını ve kızamıklı bir çocukla temastan sonraki ilk 3 gün içinde de aşılanmanın önemini tavsiye etti.