Adana'nın Kozan ilçesinde, geçmişte onlarca ustanın çekiç sesleriyle canlanan Bakırcılar ve Kalaycılar Çarşısı, artık sessizliğe bürünmüş durumda. Bir zamanlar 15 bakırcı ve 20'nin üzerinde kalaycının çalıştığı bu tarihi çarşıda, bugün mesleğini sürdürmeye çabalayan tek bir bakır ustası ile iki kalaycı kaldı. 1986'dan beri burada çalışan bakır ustası Remzi Karaoğlan, hem ustaların hem de çarşıdaki canlılığın büyük ölçüde azaldığını gözlemliyor.
Mesleği ailesinden devralan Remzi Karaoğlan, değişimi şu sözlerle anlatıyor: "Önceden 15'e yakın bakırcı, 20'nin üzerinde kalaycı vardı. Şimdi tek bakırcı kaldım, iki kalaycı var. Eskiden burada insanlar birbirinden geçemezdi, çarşı çok yoğundu ama şimdi o günlerden eser yok."
Bakır ürünlere olan ilginin her geçen gün azaldığını ifade eden Karaoğlan, bunun nedenlerini açıklıyor: "Bakırın fiyatının yükselmesi ve yeni ürünlerin çıkması talebi düşürdü. Eskiden her evde bakır vardı, şimdi daha çok köylerde kullanılıyor. Yoğurt, pekmez gibi ürünler bakır kaplarda yapılırdı. Bakır sağlık demektir, eskiden insanlar bu yüzden daha sağlıklıydı."
Kalaycılık mesleği de yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. Ustalar, işin zorluğu ve ilgi azlığı nedeniyle yeni neslin bu mesleğe yönelmediğini belirtiyor. Karaoğlan, "Kalaylama ve doğrultma işlemleri büyük emek istiyor. Evlerde artık bir ya da iki bakır kap ya var ya yok" diyerek durumu özetliyor.
Mesleğin devamı için en büyük engelin çırak yetişmemesi olduğunu vurgulayan Karaoğlan, "En büyük sıkıntımız eleman yetişmemesi. Bu işe devletin ve halk eğitimin destek vermesi gerekiyor. Bu sanatın devam etmesi lazım" çağrısında bulunuyor.
1986 yılından bu yana kalaycılık yapan Muhammed Çöndü ise mesleğin geldiği noktayı şöyle anlatıyor: "Eskiden her dükkanda 3-4 usta olurdu, şimdi Kozan'da sadece iki kalaycı kaldık. Bu meslek alın teri gerektiriyor ama ilgi yok. Çalışacak kimse bulamıyoruz, yetişecek çırak yok." Çöndü, bakırın sağlık açısından önemine de dikkat çekerek, "Bakır sağlıktır, vücuttaki bazı zararlı etkileri azaltır. Eskiden insanlar bakır kaplarda beslenirdi ve daha sağlıklıydı" diyerek geleneksel kullanımın değerini vurguluyor.